Sex Hikayeleri

Gülçin Anılar 3

Ağzımda kalan yapışkan tat ve midem Ahmetin spermleriyle dolu halde koltukta oturuyordum. Gece asıl şimdi başlayacaktı. Böyle bir şeyi normalde yapmazdım ama Ahmet için unutulmaz olmak istiyordum. Arkadaşlarına hava atarken diğer kızlardan farklı bahsetmeliydi benden. Ben Gülçindim. Bunun için içmiştim spermlerini. Ve sırada Ahmetle girdiğimiz iddia vardı. O canavar penisin tamamını arkadan alacaktım. “Ben ağzımı yıkayıp geliyorum” dedim. “Acele etme” derken rakısını yudumluyordu. O da bu gecenin özel olacağını anlamış ve ağır ilerliyordu. Beni yatağa atıp umursamazca siktiği geceden daha farklıydı. Banyoya gittim. Ağzımı güzelce yıkayıp dişlerimi fırçaladım. Kayganlaştırıcımdan biraz daha sürdüm anüsüme. Bu fırsatın doğması iyi olmuştu çünkü külotumun ipinin epey bir kayganlaştırıcıyı emdiğini gördüm. Parfümümü de tazeleyip salona döndüm. Ahmet bornozu fırlatıp atmış, beni bekliyordu. Loş ışığın altında çok çekici görünüyordu. Geniş ve kıllı göğüs kafesi, kirli sakalları ve bacak arasında yarı uyanık penisiyle porno filmlerden fırlamış gibiydi. Salına salına yanına gittim. – Yatak odasına geçelim mi? – Oraya da gideriz. Hele bir burada başlayalım da – Burada mı yapmak istiyorsun? – Neden olmasın? Burada yapmadın mı hiç? – Yaptım tabi de, yatak daha rahat olmaz mı? – Yoksa burada sadece kadınlarla mı sevişiyorsun? Birden şok oldum. Bunu nereden biliyor olabilirdi ki? Ya öylesine söylediği bir şeydi ya da… – Ne demek bu şimdi? – Ne demek olduğunu biliyorsun. – Sen Tülinle mi konuştun? Hani görüşmüyordunuz? – Görüşmüyoruz. İki hafta önce bana geldi gecenin yarısı. Ağlamaktan gözleri şişmişti. İçeri girdi. Bir şey söylemeden soyundu. Ben de onu becerdim. Sonra sırtını dönüp seninle olanları anlatıp ağladı yine. Sonra da sessizce giyinip gitti. – Aman Allahım! – Ne aman Allahım? Kızı içirip becermişsin işte. Her yol var sende. Sustum. Tülinin bu kadar etkilendiğini düşünmemiştim. Sadece bana kızgın olduğunu, yaşadıklarımızı anlamlandıramadığını, zamana ihtiyacı olduğunu düşünüyordum. Demek onu bu kadar çok etkilemişti. Ahmete ağlayacak kadar yani. Dünyanın en ruhsuz, duyguları önemsemeyen, kaba adamına… Ben düşüncelere dalmışken Ahmet rakısını bitirip kadehi sehpaya koydu ve elimi tuttu. “Nereden çıktı bu romantizm” derken, asıl niyetini hemen belli ederek penisini elime verdi. Benim ise tüm hevesim kaçmıştı. Tülini düşünüyordum. Ama Ahmeti bu kadar azdırdıktan sonra evden sepetlemem zor görünüyordu. Ama bu halde sevişemeyecektim. – Bunu başka bir gece yapalım mı? Kendimi iyi hissetmiyorum. – Bırak bu duyarlı arkadaş ayaklarını. Yemem ben. Götünü sikmeye geldim ve sikeceğim. Lezbiyenliğin, feministliğin bağlamaz beni. Hadi ağzına al da ıslansın. Birazdan yaracağım seni. – Ne biçim konuşuyorsun? Biraz kibar olmayı öğren. Ayrıca lezbiyen değilim, feminizmin ne olduğunu da sen bilmiyorsun zaten. Hadi, lütfen uzatma ve git. Biraz yalnız kalmam gerek. “Bana bak ******” deyip ayağa kalktı. Oturduğum için penisi tam burnumun önünde duruyordu. “Sizin sapıklılarınız beni alakadar etmez, benim bu geceki deliğim sensin. Ben keyfime bakarım, aranızdaki problem neyse sonra çözersiniz, o benim derdim değil”. Ahmet gerçek kişiliğine bürünmeye başlamıştı. Onun böyle bir durumu anlamasını, anlayış göstermesini beklemiyordum zaten. Ayrıca onu sinirlendirip dayak yemeye, daha da kötüsü tecavüze uğramaya niyetim yoktu. Yeterince aşağılanıyordum. Ötesi beni korkuturdu. Üstelik karakolluk olsak ne diyecektim? “Beni kendi çağırdı” deyip çıkacaktı işin içinden. Rezil olup gazetelere düşmek de cabası. Bu ülkede ikinci sınıf vatandaştı kadınlar. 2000li yıllarda, İstanbulda bile… Uzatmamaya karar verip aletini tuttum. Ağzıma götürdüğümde neredeyse hazırdı. Yalamaya başladım. Bir yandan da elimle sıvazlıyordum aşağı yukarı. Beyefendi beğenmemiş olacak ki “düzgün yap ******” deyip tümünü itti gırtlağıma. Gözlerim yaşararak kendimi geriye attım ama kafamdan yakalayıp çıkartmama engel oldu. Burnumdan zar zor nefes alırken kusmamak için kendimi zor tutuyordum. Kussam içimden yine Ahmet çıkacaktı üstelik. Kendimi kurtarmaya çalışıyordum ama insafı yoktu herifin. Bastırdıkça bastırdı. Tükürük bezlerim de harekete geçmiş, ağzım tamamen dolmuştu. Ahmet birden geri çekildi. Ağzımdaki tüm tükürük penisine bulaşmıştı. Derin bir nefes alıp gözyaşlarımı sildim. “İşte böyle” dedi, “artık ıslak”. Canavar karşımda pırıl pırıl bir heykel gibi dikilmişti gerçekten. “şimdi” dedi, “şu *** deliğini görelim”… İnisiyatifi ona bırakırsam beni parçalardı. Bundan emindim. Önce alıştıra alıştıra almam gerekiyordu. “Otur” dedim sertçe ve ayağa kalktım. İtiraz etmedi. Aletini sıvazlıyordu. Sırtım ona dönük şekilde kucağına yaklaştım. Külotumu banyoda bırakmıştım zaten. Babydollumu da çıkarttım. Topuklu terliklerimi çıkartmadan ayaklarımı koltuğa koyup çömeldim. Elimle penisini ortasından yakaladım. İlk anda hepsini gömmesini engellemek istiyordum. Başını deliğime yaklaştırdım. Biraz sürttüm önce. Kafası epey kaygandı. Sonra içimden “Allah utandırmasın” deyip yavaşça deliğime değdirdim. Hafifçe ıkındım ve kendimi biraz daha aşağı bıraktım. İşte kafası giriyordu. Kolay değildi tabi ama korktuğum kadar da değildi. İyi hazırlanmıştım sonuçta. Deliğim gerildi gerildi ve “plop” diye bir ses çıkartarak kafayı içine aldı. “Ohhhhh” diye inledim. Elim hala kontrol mekanizması olarak penisindeydi. “aferin ******, şimdi de devamını al bakalım” dedi. Yavaş yavaş çömelmeyi sürdürdüm. Biraz daha, biraz daha derken elimin olduğu noktaya gelmiştim. Şimdi gir çık zamanıydı. Hepsini almadan önce yavaşça oturup kalkmaya başladım. O an zevk almaktan çok alışmakla ilgiliydim. “Başarıyorum galiba” derken, “daha hızlı” deyip tempo vermeye başladı. İnlemelerim artmıştı. Elimi yavaşça çektim. Kontrol yavaş yavaş Ahmete geçiyordu. Gittikçe hızlanıyor ama penisinin geri kalanını sokmuyordu. Onun da hoşuna gitmişti bu oyun. – Nasıl gidiyor bebeğim? – Ooooohhhhhh Ahmet, çok büyük, çok güzel… – Seni minik ****** seni, kimlere verdin daha önce götten? – Aaahhhh, aaaaahhhhh, çok kişiye değil… – Benden sonra herkese verebilirsin artık küçük fahişe. *** deliğini öyle genişleteceğim ki ikinci amın olacak. İstiyor musun? – Ne olursun yavaş. İstiyorum ama ne olur yavaş. “Peki, hadi bakalım” deyip belimden daha güçlü kavrayıp kendine bastırmaya başladı beni. Tüm vücudum onundu. Ne direnebilir ne de karşı koyabilirdim. Penisinin dışarıda kalan yarısı içime girecekti şimdi. Milim milim almaya başladım. Kesik kesik aldığım nefesler ağzımdan iniltiler ve ahlamalar olarak geri çıkıyordu. Birazını daha aldım, sonra biraz daha. Anüsümün kremsiz kısmına çoktan ulaşmış, bağırsaklarımda ilerliyordu canavar. Ciddi bir yanma hissediyordum. Vücudumun daha önce hiç dokunulmamış bölgelerini keşfediyordu. Üstelik yolculuğu daha bitmemişti. “Daha bitmedi mi, aaaahhhhh, Ahmet daha bitmedi mi?” diye yalvarırcasına kafamı ona çevirdim. “Bitiyor *** orospum” demesiyle tümünü içime yollaması bir oldu. Çığlığı bastım. Hem de ne çığlık. Eminim komşular hakkımda hiç de iyi düşünmüyorlardı. Neredeyse kendimden geçecektim. İçimde bir şeyleri yırtmış olmalıydı. Kendimi ileri atıp içimden çıkartmaya niyetlensem de, Ahmetin buna izin vermeye niyeti yoktu. – Aaaaaarrrrrrrrggggggghhhhhhh, ne yaptın sen, ne yaptın bana? – Oldu işte yavrum, hepsini aldın, başardın. Sakin ol, alışacaksın birazdan – Aaaaaaaaaahhhhhhh, ne olur dursun biraz böyle, ne olur sokup çıkartma – Tamam güzelim, tamam bebeğim, duruyoruz böyle. Sen tamam diyene kadar duruyoruz Bu çok acayip bir şeydi. Hissettiklerimi anlayabilmeniz için kadın olmanız gerekir. Anüsümdeki elektriklenme, anal kanallarımdan yayılarak beynime ulaşıyordu. Vücudumun kontrolünü kaybetmiş, bir et yığınına dönüşmüştüm. Ahmet tutmasa herhalde yere düşüp kıvranmaya başlardım. Öyle oturduk. Herhalde 10 dakika hiç kıpırdamadık. Soluğum düzelmeye başlamış ama içimdeki yanma geçmemişti. Sürekli inliyordum hafif hafif. Ahmet göğüslerimi, ensemi, boynumu, belimi okşuyordu sürekli. – Hazır mısın? – Bilmiyorum – Hadi bakalım şu minik kalçalarını oynat biraz Yavaş ve küçük daireler çizmeye başladım. İçimde bana ait olmayan bir şey vardı ve tüm çeperlerime dokunuyordu. Ahmet de hafif hafif inliyordu. Penisi bir taş kadar sertti. Yavaşça tempo vermeye başladı. Çok az bir kısmıyla git gel yapıyordu. İnlemelerim yine yükselmeye başladı. – Güzel mi bebeğim? – Ooooohhhh Ahmet – Orospum musun sen benim. – Ohh evet, orospunum senin, *** orospun “O zaman hadi bakalım” deyip hızlanmaya başladı. İşte şimdi beni beceriyordu. Beni oturtup kaldırıyordu penisinin üzerine. Hızımız gittikçe arttı. Benim bağırmalarım ve inlemelerim de elbette. Ama alışmıştım gerçekten. Bir elimi klitorisime atıp ovalamaya başladım. Evet, zevk alıyordum. – Ooooh Ahmet, sik beni erkeğim, götümü sik – Hoşuna gitti değil mi. Biliyordum. – Aaaaahhhh, neyi biliyordun – Senin tam bir fahişe olduğunu – Aahh, evet fahişeyim ben, senin fahişenim. Erkeğimsin benim Seks esnasında terbiyesiz konuşmalardan hoşlanırdım genelde ama bu sefer içimden gelerek söylüyordum. Ahmetin orospusu olmuştum. Ne isterse yapmaya hazırdım. Alışveriş merkezindeki diğer kızlardan kıskanıyordum onu içten içe. Benim olmalıydı. Tüm maharetlerimi, tüm vücudumu ona sunmaya hazırdım bu uğurda. Sunmuştum da. Hiçbir kız kolay kolay arkasına almayı beceremezdi onu. – Aaaahhhh erkeğim, bak aldım hepsini içime, hoşuna gitti mi – Evet orospucuk aldın gerçekten – Sik beni, doyur o canavarı içimde. – Doyuracağım yavrum. Götünü de doyuracağım. Merak etme Bunu derken ellerini bacaklarımdan geçirip ensemde birleştirdi. Kollarımı da bu cendereye alıp sıkıştırdı. Vücudum gerildi. Penisinin epey bir kısmı içimden çıktı. “Ne yapıyor bu?” derken. Birden içime kökledi. Büyük bir çığlığı koyuverdim. Ahmet asıl şimdi sikmeye başlamıştı beni. Vücudumun bir hükmü kalmamıştı. Artık sadece bir deliktim ben. Etten bir delik. Ahmet beni becermiyordu aslında. Penisini vücuduma saplıyordu. Tekrar ve tekrar. O kadar çok bağırıyordum ki komşuların polis çağırmaması sadece vurdumduymazlık olabilirdi. Kendimden geçtim resmen. Keşke bir el olsaydı vajinamda. Hayatımın orgazmını yaşayabilirdim böyle. Sanırım 10 dakika bu pozisyonda hunharca sikti beni. Ne halde olduğumu umursamıyordu. Çığlık ve yalvarmalarımı umursamıyordu. Bu arada sanki daha da büyümüştü canavar veya kayganlaştırıcının tüm etkisi geçmişti. Birden beni tutup penisinden çıkarttı. Yaptığı tam olarak buydu. Penisine saplı durumda olan vücudumu çıkarttı ve koltuğa fırlattı. Büyük bir inleme saldım ciğerlerimden. Penisini sıvazlayarak bana yaklaştı ve ben hala yüksek perdeden inlemekle meşgulken, büyük bir homurtuyla sperm salvolarını yollamaya başladı. Yan yatar pozisyondaydım ve dölleri belime, kalçalarıma ve göğüslerime ve çoğunlukla bordo rengi koltuğuma doğru uçuşuyordu. Elimi uzatıp canavarı yakaladım ve boşalmasının son anlarına bir iki sıvazlamayla yardımcı oldum. Ahmet sırt üstü koltuğa devrildi. Elimi bu muhteşem erkeğin bacağına attım. Sperm bulaşmış elimle göğüs kıllarını okşadım. İnanılmaz bir deneyimdi gerçekten. Acaba ben ne durumdaydım? Banyoya gitmeliydim ama bacaklarımda hal yoktu. İkimizde soluk soluğayken ve ben hala inlerken başımı bacağına koyup kendimi ona emanet ettim… Ahmetin kucağında epeyce yattım. O da hiç kımıldamadı. Bir süre sonra sehpaya uzanıp sigarasını aldı. Çakmağı bitmiş olmalıydı. “Ateş getirsene” dedi. Kalkmam gerekiyordu ama bunu başarabileceğimden emin değildim. Bacaklarıma yüzlerce iğne batıyordu sanki. Yavaşça doğruldum. Belim ağrıyordu. Ayağa kalkmamla tökezlemem bir oldu. Uzun topuklu terliklerimi unutmuştum. Fırlatıp attım salonun öbür ucuna. Üzerimde sadece beyaz jartiyer çoraplarım kalmıştı. Yürümek tam bir işkenceydi. İçimde bir yangın vardı. Kanama geçirmediğimi ummak istiyordum. Kıvrana kıvrana masadan çakmak alıp Ahmete verdim. – Çok mu acıyor? – Evet – Eee, kolay değil tabi – Hem de hiç değil seninki gibisini arkadan almak – Rakı da versene – Tuvalete gitmeliyim, kendin al – Ne biçim ev sahisin sen? Misafirine iyi davransana – Oldu, tabi… Rakı ver gotten ver ne ala memleket değil mi? Ahmet kahkahalar atarken bacaklarımı sürüyerek banyoya doğru yürüdüm. Kapıyı kapatıp klozete oturdum. “Ne olur kanamam olmasın” diye düşünüp anüsümü kontrol ettim. Hayır, kanama yoktu ama deliğim inanılmaz şekilde genişlemişti. Bu pozisyonda otururken içime giren havayı çok net hissediyordum. Anüsüm nefes alıp veriyordu sanki. Bir süre sancımın geçmesini bekledim. Doğum yapsam en fazla bu kadar canım acırdı herhalde. Beynim uyuşmuştu. Bu herifle başa çıkmak gerçekten zordu. Tahriş olmuş anüsümü fazla zorlamadan temizledim. Tedbirli kız olduğum için banyoda bepantenim hazırdı. Güzelce anüsüme yedirdim. Rahatlamıştım şimdi. Bacaklarımı yakan çorapları da çıkartıp kirliye attım. Ahmetin dölleri dantelli kısımlarına yapışmıştı. Yatak odasına geçip pamuklu, rahat bir külot ve geceliğimi giydim. Islak mendil kutusunu alıp salona geçtim. Ahmet rakısını yarılamıştı. Yanına oturup ıslak mendillerden bir yumak yaptım ve penisini silmeye başladım. Üzerinde pislik yoktu. Yaptığım lavman işe yaramıştı. Yine de kokusu hoş değildi. Ahmeti temizleyerek ona bir mesaj vermek istiyordum. Kadınlar seks sonrası sadece umursadıkları erkeği temizlerler. Tabi bu onun ne kadar umurundaydı emin değilim. Aleti hala yarı canlıydı. Ben temizlik yaparken yine uyanır gibi oldu ama içimden “yok artık, o kadar da değil” diye düşündüm. – Aferin sana, temiz kızmışsın – Nasıl yani? – Arkadan yaptığım bir sürü kız boka bulardı sıkımı – Hazırlık yaptık o kadar cicim – Genişlemiş misin? – Epeyce, o kızılı hastanelik etmene şaşırmamalı – Salak, kendi kaşındı – Tülini de dağıttın mı – Yok, kafasını sokmamla tuvalete koşuyordu. Altına kaçırıyordu neredeyse. Dedim ya, yatakta iyi değil – Ben iyiyim ama değil mi? – Sen tam bir orospusun, hem de got orospusu Temizliği bitirmiştim. Mendilleri çöpe atmak için doğrulmuştum ki bileğimi yakaladı – Hadi bakalım, şu yatak odanı görelim – Nasıl yani? – Gece bitti mi sandın? – Bitti tabi, yarın işe gideceğim. Saat 12 oldu – Ben de işe gideceğim ama önce bu gote bir kez daha gideceğim – Saçmalama, dağıldım diyorum sana – Bir seferden daha bir şeycik olmaz – Ahmet şaka yapmıyorum, gerçekten feci haldeyim. Sancım var. Çocuğunu doğurmuş gibiyim. Azıcık anlayışlı ol. Başka zaman yaparız yine ama şimdi iyileşmem lazım. Krem sürdüm bir sürü – İyi işte, rahat alırsın – Ne olur yapma, bak gerçekten iyi değilim. Beni de mi hastanelik edeceksin? – Konuşma orospucuk, kaçarın yok Bunu derken doğruldu ve kaşla göz arasında beni kucağına aldı. Salak, balayında gelini zifaf odasına sokan damat triplerindeydi. Tabi onun koca kollarının arasında çocuğu gibi kalıyordum o ayrı. Baktım, gerçekten beni yatak odasına götürüyor. Şaka değil yani. Onu bu gece bir kez daha arkadan alamazdım. Bunu yapamazdım. Gerçekten hastanelik olacaktım. Kollarımı kurtarıp göğsünü yumruklamaya başladım. – Bırak yoksa bağırırım – Akşam 7den beri bağırıyorsun zaten – Ahmet diyorum – İstersen Mustafa de amina koyim İtirazlarım bir işe yaramıyordu. Odaya varmıştık. İçerde yanan okuma lambasının ışığı odayı pembeye boyuyordu ama benim geleceğim hiç de pembe görünmüyordu. Beni yatağa savurup karşımda bir süre dikildi. Penisi dikilmeye başlamıştı. Çaresiz halim onu tahrik ediyordu. Son şansımı da denedim. – Bari vajinal yapalım, arkadan alamayacağım – Amciğin lazım değil bana. Sen artık benim got orospucuğumsun. Seni bundan sonra sadece gotunden sikeceğim. İnanamıyordum. Bana resmen tecavüz edecekti ve ne kadar canımın yanacağı umurunda bile değildi. Tam bir hayvandı. Gözünde zerre değerim yoktu. Yatağa oturup geceliğimi bir hamlede ikiye ayırdı. Kısık bir çığlık attım. Gözlerim yuvalarından fırlayacaktı. Bu kadar kötüsü ilk defa başıma geliyordu. Göğüslerimle oynuyordu. Aklınca tahrik edecekti beni ama hissettiğim tek şey korkuydu. Yeniden arkama girecek o canavarın korkusu. Kendimi kastıkça yeniden sancılanıyordum. Beni sırtüstü uzatıp üstüme yattı. Öpmeye çalışıyor ama ben inleyerek dudaklarımı kaçırıyordum. Bu oyunların beni etkilemeyeceğini anlayınca doğruldu. Bacaklarımı tutup iki yana açtı. “Yapma” dedim kısık ve ağlamaklı bir sesle. “Sus” dedi ve külotumu yırtıp beni koruyan son bez parçasından da kurtuldu. Tam olarak erekte olmuştu. Penisini getirip klitorisime sürtmeye başladı. Gözlerimi kapattım. Kafamı yana çevirip bir an önce olup bitmesi için Tanrıya yalvarmaya başladım. Gözyaşlarımı tutamıyordum artık. Başımın altındaki yastıklardan birini çekip kalçalarımın altına yerleştirdi. Son bir kez ıslak gözlerimle ona baktım. Merhamet edeceğini umarak. Ama buz gibiydi bakışları. Eline tükürüp aletini sıvazladı. “kayganlaştırıcı var banyoda, bari ondan sür” dedim hıçkırarak. “Gerek yok orospucuk, gotun vıcık vıcık krem zaten” deyip kafasını dayadı anüsümün girişine. Kendimi kasmıştım. Sancım şiddetleniyordu. Anüsümü gevşetmezsem beni yırtacağını biliyordum ama istemsizce kasılıyordu anal kaslarım. “Rahat bırak gotunu yoksa gerçekten hastanelik olursun” deyip sırıttı. Elimden gelse onu öldürebilirdim. Nasıl bu kadar duyarsız olabilirdi? Yeniden ağlamaya başladım ve kendimi koyuverdim. Arka deliğim gevşedi ve vücudum kendini bıraktı. Bir iki sürtmeden sonra kafasını soktu önce. Hızlı ve kısık nefesler alıp veriyordum. Üzerime doğru eğilip hızla içime gömdü aletini ve pompalamaya başladı. – Aaaaarrrrgggggghhhhhhh – Orospucuk seni, bak aldın işte yeniden – Hayvaaaaan, aaaaaaahhhhhhh – Sıktığımın orospusu seni, lezbiyen fahişe – Iııııııııııhhhhhhhhhh – Herkes duyacak nasıl bir got veren olduğunu – Sus da işini bitir hayvaaaaaaaaan, aaaaaaaahhhhhhhh Nefretle bakıyordum ona. Kollarını yatağa dayamış, üzerime eğilmiş misyoner pozisyonunda arkamdan beceriyordu beni. Gözyaşlarım tahrik ediyor olmalıydı onu. Birden kolumu kurtarıp şiddetli bir tokat patlattım yanağına. Durdu, ne yapması gerektiğine karar vermeye çalıştı. Bana vurmak istediğini biliyordum ama onun yerine birden o koca canavarın tamamını dışarı çekti ve tek hamlede tümünü içime gömdü – Arrrrrrrrrrrrrrrggggggghhhhhhhh – Bunu mu istiyorsun? Daha mı sert istiyorsun? – Allah belanı versin hayvaaaan Cevap vermek yerine bacaklarımı büktü, beni ikiye büktü, ayaklarının üzerinde çömelir pozisyon alıp, vücut ağırlığını kullanarak içime girip çıkmaya başladı. Tümünü çıkartıp hızla dibine kadar sokuyordu. Çığlıklarım Taksim Meydanından duyuluyordu artık kesin. Folloş kelimesinin tam manasını anlamıştım artık. Arka deliğim tam anlamıyla folloş olmuştu. Göğüslerim ve kafam yukarı aşağı sallanıyordu. Gerçeklik algımı kaybetmiştim, vücudumun tüm kontrolünü kaybetmiştim. Bu pozisyon onu yormuş olmalı ki, üzerimden indi. Bacaklarım yatağa düştü iki et parçası gibi. Hala içimdeydi ama dik oturduğu için daha azı girip çıkıyordu artık. Biraz rahatlamıştım. Vajinama giren bir parmak hissettim. İlginç ama ıslanmıştım. Sonra parmakların sayısı ikiye ve üçe çıktı. Şimdi vajinamda dolmuştu. Elimi kontrolsüzce klitorisime atıp ovalamaya başladım. Zevk ve acı bir aradaydı. Hala pompalıyordu. “Ne zaman boşalacak?” diye düşündüm ama hiç niyeti yoktu. Bir süre sonra elektriklenmeler başladı vücudumda. Bu nasıl oluyordu anlayamadım ama orgazm olmak üzereydim. Bu kadar isteksizce yaşanan bir durumda nasıl oluyordu bu? Bu hayvan bana tecavüz ediyordu ve gelmek üzereydim. Şimdi de zevkten ağlamaya başlamıştım – Aaaaahhhmeeetttttt – Güzel dimi fahişem – Ahmet geliyorum ben – Seni getirmemi istiyor musun? – Ahmeeeet durma sakın, sık beni – Sıkıyorum ya yavrum – Amima daha hızlı sok parmaklarını, daha hızlı – Al o zaman amina koyim Birden titremeye başladım. Kafamı kaldırıp orama baktım. Arkama girip çıkan o canavar ve vajinamı dolduran üç parmak piston gibi koordineli ve hızlıca çalışıyorlardı. Öyle bir bağırdım ki, orgazm anının kontrolsüzlüğü içinde, bana bile yüksek geldi o çığlık. Çıldırmıştım. Tüm vücuduma elektrik verilmişti sanki. Birden doğrulup Ahmetin omuzlarını yakaladım ve tırnaklarımı etine gömdüm. Ahmetin yüzündeki acıyı görebiliyordum. Jilet gibi çektim tırnaklarımı omuzlarından kollarına kadar. Kanatmıştım Ahmeti. Parmaklarıma bulaşan kanına bakarken orgazmım daha da şiddetlendi. Ağzımda biriken tüm tükürüğü Ahmetin suratına yolladım. Herhalde ilk kez bir kadın yüzüne tükürmüştü. Hissettiği acı ve şaşkınlık gözlerinden okuyordu. Kendimi yatağa bıraktım. İnanılmaz bir orgazm yaşamıştım ve elimden geldiğince intikamımı almıştım. Yüzüne bulaşan tükürüğümü elinin tersiyle silerken, “canına okuyacağım senin” der gibi bakıyordu. Birden beni tuttuğu gibi çevirdi. Aklınca domaltacaktı ama dizlerimde derman kalmamıştı. O beni pozisyona sokmaya çalıştıkça ben yatağa yüzükoyun düşüyordum. Kesik inlemelerim işimin bittiğini gösteriyordu. Baktı ki olmayacak yüzükoyun yatmama izin verdi. Göbeğimin altına çekti yastığı ve yine arkama girdi. Bacaklarımı olabildiğince açmış, altında kurbağa gibi yatıyordum. Tüm ağırlığını üzerime verip yeniden becermeye başladı beni. Bir süre sonra da bacaklarıyla benim bacaklarımı kıstırdı ve iyice kapattı. Deliğim en dar olacağı pozisyona gelmişti. İntikam alıyordu. Üzerimdeki ağırlığından zar zor nefes alabiliyordum. Aletinin tamamını gömüyordu yine. Artık bağıramıyordum. Kulak memelerimi emerken konuşuyordu: “folloş oldun yavrum, artık senden hayır gelmez, got orospusu seni, şimdi içine attıracağım, gotunu dolduracağım…”. Hiç cevap vermedim. Verecek halim kalmamıştı. Dağılmıştım. Bitsin, boşalsın diye bekliyordum. Sanırım beş dakika o pozisyonda sertçe becerdi beni. Sonra titremeye başladı o koca vücut üzerimde. Salyaları boynuma akıyordu. Kükremeye başlamasıyla içimin dolmaya başlaması aynı andı. Arkamda atan nabızdan kaç kere attırdığını saydım. Üçüncüye boşalıyordu ve tam 5 salvo yolladı bağırsaklarıma. İçimde bambaşka bir basınç oluştu. Ahmetin dölleri midemden sonra diğer sindirim sistemimi de işgal ediyordu. Bir süre üzerimde yattıktan sonra küçülmeye başlayan aletini çekti arkamdan. Deliğimden sıvılar akıyordu. Vajinamı yalayarak geçen sıvıların yatağa aktığını hissediyordum. “Umarım sadece spermdir, kan değildir” diye düşündüm. Bakmaya mecalim yoktu. Bir soğukluk oluştu deliğimde. İçime hava giriyordu. Ahmet yataktan kalkmış paramparça ettiği geceliğime aletini siliyordu. Bana şöyle bir baktı; “kalayım mı bu gece” dedi. Yüzsüzlüğe bakar mısınız? Kafamı yatağın diğer yanına çevirip kısık sesle; “sıktır” dedim, “sıktırol git”. Sonra duyduğum sesler Ahmetin giyinmesi, işemesi, sifonun homurtusu ve kapının kapanmasıydı. Bu gece bitmişti. Yatakta tek başımaydım. Ağlamaya başladım. Kalkıp kendimi kontrol etmeliydim ama mecalim yoktu. Korkuyordum. Hıçkıra hıçkıra ağladım. Yorganı üzerime çektim ve yastığa sarıldım. Sabahı bekleyecektim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir