Sex Hikayeleri

BAŞTAN ÇIKARILMIŞ KADIN (İngilizce’den

“Affedersiniz Bayan Shaffer” Lynn karnından dirseğine doğru hızlıca döndü ve Hans’ın yılışık yüzüne korku dolu bir bakış fırlattı. “Oh.. Beni ürküttün.” “Oh, bunun için özür dilerim Bayan Shaffer. Niyetim sizi korkutmak değildi.” dedi Hans neredeyse tatlı bir şekilde gülümseyerek. “Tamam, tamam” dedi, Lynn kalkarak.” Beni korkutmadın, ben sadece…” Akşam üzeri güneşinden yarı gölgede kalmış, başında dikilen devasa bedene gözlerini dikerken sesi kısıldı. “Şey, sizi ürküttüğüm için özür dilerim o zaman. Bay Johnson sizi aşağıya bara götürmemi ve bir şeyler ikram edebilir miyiz diye sormamı istedi.” “Ne kadar nazik. Tabii siz de. Çok isterim.” Lynn, Hans’ın ona uzattığı eli tuttu ve otururken onu ayağa kaldırmasındaki rahatlığa şaşırdı. “Bornozumu ve eşyalarımı alayım.” Genç kadının eşyalarını almak için güverteye eğilmesi, dolgun, yuvarlak memelerinin bikinisinden olabildiğince taşmasına neden olurken, Hans izliyordu. Siki çoktan canlanmaya başlamış ve ilk ürkek sertleşmeyle jean pantolonunun fermuarını zorluyordu. Bayan Shaffer bunu farketseydi… “O zaman aşağı ineceğim ve biraz buz kıracağım, Bayan Shaffer.” “Durun, bekleyin, hazırım.” Lynn güneş losyonunu, havlusunu ve önceden okumakta olduğu kitaplarını topladı ve omuzundan düşen bornozunu giymek için çabaladı. “Durun, size yardım edeyim, Hanımefendi” Hans, Lynn’in ufak bedenine doğru eğildi ve elini, yumuşak, yanmış tene hafifçe değdirerek, bornozu biçimli omuzuna doğru çekti. “Teşekkürler dedi Lynn, eşyalarını havlunun içine yerleştirerek. “Sanırım, şimdi hazırım.” Hans gülümsedi ve küpeşteden ana güverteye açılan kapıya doğru önden ilerledi. Burası aynı zamanda geniş kamaralara doğru açılıyordu. Geçerken Harry’ye bakmadı ancak Harry’in ona baktığını biliyordu. “Çok teşekkürler, Bay Johnson” dedi Lynn. “İçki saati olduğunu bilmiyordum” “Son bir kez, Lynn, adım Harry.” ve sıcak bir şekilde gülümsedi. “Oh, özür dilerim… Harry…. Unuttum.” “Boşver. Aşağıya in, Hans seninle ilgilenir.” “Ne güzel” Lynn cevapladı. “Hemen döneceğim.” Harry, muhasebecisinin güzel vücudunu, aşağıya ana güverteye doğru kaybolurken seyretti. Kendi kendine gülümseyerek saatine baktı ve Vera’nın rotasını güneydoğuya çevirdi. “Sizin için ne hazırlayayım?” Johnson’ın içki dolu barına ulaştıklarında, Hans sordu. “Oh. Bilmiyorum. Soğuk bir şey.” “Bir cin toniğe ne dersiniz?” “İyi olur.” Lynn havluya sarılmış tomarı masaya koydu ve kabinin etrafına baktı. Mobilyaların lükslüğü ve onlara harcanmış para her zamanki gibi onu hayrete düşürmüştü. Etraflarını saran garip sessizliği bozmak için “Ne kadar güzel bir tekne bu, hala etkisindeyim.” dedi. “Ya evet öyle.” Hans geveledi. Lynn, Hans’ın cümlesine bir şeyler daha eklemesini bekledi ve bir şey söylemeyince… “Ne zamandır Harry için çalışıyorsun? … yani Bay Johnson için demek istedim.” “Bir kaç yıldır.” Lynn yine bekledi ve kaslı denizci yine ayrıntılara girmedi. Tekrar kamaranın etrafına baktı ve sonra da Hans’a. Bir cin tonik için alışılmadık uzun bir zaman harcamış gibi göründü ona. Adamın varlığından belli belirsiz bir rahatsızlık hissetti; devasa bedeninin tehdit edici olmasından ve herhangi bir şey söylemese de bakışlarını asla ondan ayırmamasından dolayı.. Sadece içkisini alıp, yukarı yeniden çıkana kadar sürecek, konuşacak bir konu düşünmeye başladı. “Hımm… Burcunu tahmin edeceğime bahse girerim,” Hans ona baktı, rahatsızlığını gördü ve bundan büyük keyif alarak, “Haydi tahmin et bakayım.” dedi. “Hımm… Boğa?” “Değil” “Akrep?” “Üzgünüm.” “Vazgeçtim, nedir sen söyle?” Keşke bu konuyu hiç açmasaydım diye düşünerek sordu. “Başak.” Davetkar bir muziplikle dudakları heceleri yavaşça telaffuz etti. “Ooh, gerçekten buna inanamıyorum!” Lynn rahatsız bir şekilde kıkırdadı. Hans gülmedi. Manalı bir bakışla gözlerini Lynn’e dikti. Lynn ” Hayret, cin toniğimi hazırlaman çok zaman aldı.” dedi gergin bir ifadeyle. Zoraki hafif bir gülümsemeyle, “Seni barmen olarak bir sonraki partime çağırmam.” Hans espriye hiç tepki vermedi. “Astrolojiyle ilgileniyor musun?” diye sordu. “Ha, evet.” Lynn rahatsızca cevapladı. “Tabii, kesinlikle! Ya sen?” “Ben de.” Hans, güçlü erkekliğinden çok açık bir şekilde gözü korkmuş bu küçük çaresiz kızı izleyerek durumun tadını çıkarıyordu. “Bu konuyla ilgili seveceğini düşündüğüm bir kitabım var.” “Ooh, gerçekten mi?” dedi Lynn sahte bir merakla. Sadece boğucu kamaradan kaçmak ve yukarı ferahlatıcı deniz esintisine dönmekti tek istediği. “Ne hoş, bir ara kesinlikle görmek isterim” dedi Lynn. “Gidip getireyim o zaman” dedi Hans. Ana kamaradan ön güverte kapısına, kendi kamarasına doğru ilerlerken.. “Yo hayır,” dedi Lynn çabucak. “Hiç zahmet etme lütfen.” “Ne zahmeti. Hadi gel.” Hans kamarasının kapısını açtı ve bir kenarda durdu. “Bu güzel teknenin bu bölümünü gördüğünü sanmıyorum.” Lynn duraksadı. Kendi kamarasında bu güçlü adamla yalnız kalmayı hiç istemiyordu. Hans ona doğru ilerledi ve içkisini uzattı. Yüzüne olabildiğince masum bir ifade vermeye çalışarak, “Neyin var? Sorun ne?” diye sordu. “Yok hayır, bişeyim yok,” dedi Lynn pat diye. Kendini gülünç hissetmişti. Adamdan neden bu kadar korkmuştu? Hiçbir şey olamazdı ona Tanrı aşkına, burada teknede… Başka kadınlar olsa Hans’ın açık ilgisinden memnun olur ve gururları okşanırdı. Neyim var benim acaba. Küçük bir çocuk değilim diye aklından geçerken, artık dönüş yoktu. Daveti kabul etmek zorundaydı. “Bir şey yok, kitabı görmek isterim.” Lynn teslim bayrağını çekerken, bir heyecan ürpertisi Hans’ın sırtından aşağıya hızlıca geçti ve karıncalanarak kasıklarında toplandı. Kazandığını biliyordu ve kaçınılmaz olanı hiçbir şeyin durduramayacağını da… Johnson’un aşırıya kaçmama uyarıları, Lynn’in bağırarak itiraz etme ihtimali ve hatta Neptün’ün (Roma deniz tanrısı) kendisi bile; onun dar, küçük amcığını sikmekten ve kabaran bedeninin tüm gücüyle menisini tam içine patlatmaktan alıkoyamayacaktı. Ona sürtünerek geçerken ve kamarasına adım atarken Lynn’in dolgun vücudunun tatlı kokusunu içine çekti. Lynn dört adım atarak küçük mekanın sonuna doğru yürüdü ve beklentiyle ona döndü. Hans iri sikinin, aralarındaki o dört adımlık mesafeyi tek bir hamlede kapatmaya çalışırcasına, ileri Lynn’e doğru sıçradığını farketti. Arkasından kapıyı kapatmak için çabucak döndü. Nabız gibi atan siki, hiç olmamış şekilde kabarmaya başladı ve yukarı doğru çılgınca fırladı, o an bir acı hissetti; iri başını yumuşakça saracak, çalkalayacak, kıvranacak, içinde döndürecek, yakıcı, beyaz, sıcak spermin tüm yükünü emerek boşaltacak dar, ıslak, taze vajinayı umutsuzca aramaktaydı. Hans nefesini kontrol etmeye çalıştı. Göğsü inip kalkıyordu şimdi ve bunu durdurmaya çalışmak sadece durumu daha kötüleştirdi. Kasıklarından yayılarak göğsünü sıkıştıran ve onu amansızca küçük, sıkı bir düğüme çeviren, inanılmaz zonklayan bir sızı hissetti. Birazdan şehvetli, genç güzelin sıcak, terleyen baldırlarının arasında inip kalkacağını bilen bacakları titremeye başladı. Aslında Lynn, Hans’ın hala ona sırtı dönük durmasından rahatsız olmuştu. “Bir sorun mu var?” diye sordu. “Yo…” Boğazı aniden daralıp, nefesini tutarken, Hans tiz bir ses çıkardı. Boğazını temizledi ve bedenini umutsuzca kontrol etmeye çalıştı. Yapamadı. Etrafta oyalanmak için zaman yoktu; oyun oynamaya, durumu kolaylaştırmaya harcanacak zaman… Kamarada yankılanan bir klik sesiyle Hans kapının kilidini çevirdi. Artık kamarada Hans’ın derin, umutsuz nefes almasının dışında tümüyle sessizlik vardı. Kaptanın ne yapmayı planladığını anladığında Lynn’in bedeninden felç edici bir korku titremesi geçti. Bu delilik diye düşündü çılgınca. O kim ki? Delirmiş olmalı… Ve Lynn onun deli olduğuna karar verdi birdenbire. Azgın arzuları ile bunun yarattığı ürkütücü tutkularının giderilmesi arasında duran herşeyi yoketmek üzere meydan okuyan feci bir şehvetle çıldırmış bir deli… Hollanda’lının şehvetini doyurmasının önünde duran tek şeyin, kendi çaresiz, savunmasız bedeni olduğunu anladığında, Lynn buz kesildi. “Hans!” diye bağırdı Lynn, sesindeki saçma korkuyu kontrol etmeye çalışarak. “Ne yapıyorsun?” Kaptan ona döndü yavaşça, zalim bir maskeyle kaplanmıştı yüzü. “Ne mi yapıyorum?” diye bağırdı. Umutsuzca kıvranan sikinin sıkıca gerdiği pantolonun cebine anahtarı güçlükle sokuşturdu. “Şimdi inekler kaçmasın diye ahırın kapısını kilitliyorum. Bir kapıyı kilitliyor diğerini açıyorum.” Hans elini aşağıya fermuarına indirip, kopçasını el yordamıyla ararken Lynn dehşet içinde izledi. “Yo, HAYIRRRRR …” Kapana kısılmış genç kadın geriye doğru çekildi, korkulu ilk gözyaşları dehşete kapılmış yüzünden bir anda aşağıya akmaya başladı. “İşte bu kadar, benim için ağla bebeğim” Hans tacizkar bir şekilde baktı. “İstersen bir çığlık atmayı dene. Güverteden kimse duymaz seni.” Lynn, Hans’ın haklı olduğunu biliyordu; Vera’nın motor gürültüsü ve denizin sesinden… Güçlü denizci en sonunda fermuarının kopçasını açtı ve yavaşça aşağıya doğru çekti. Lynn dehşetle büyülenmiş bir şekilde izledi bunu. Tel tel ilk apış kılları ve sonra da Tanrı’nın cezası o müthiş kabarmış güm güm atan siki ortaya çıkmıştı. Hans’ın hevesle sarsılan yalnız siki kuvvetle hücresinden kurtuldu ve tam kasıklarının ortasında dikildi, gittikçe büyüdü ve Lynn’e patlayacağını düşündürene kadar kabardı. Kendi histerik durumunda düşünebileceği tek şey Hollandalı’nın iç çamaşırı giymediğiydi. Hans’ın devasa, zonklayan kolonu pantolonunun fermuarından bir mızrak gibi fırlarken, Lynn hedefin kendi boğazı olduğunu hissetti. Hans ona doğru adım attı. “Hayır …… Hans …… lütfen .. bunu yapma ….” ve Hans’ın bunu yapacağını, o kocaman penisini sertçe onun küçük, isteksiz amına ittireceğini birdenbire anlaması, onu bir mermi gibi vurmuş ve öldüreceğini düşündürmüştü. Çığlık atmak için ağzını açtı ancak hiçbir şey çıkmadı ve o bir kaç saniyede Hans aralarındaki kısa mesafeyi katetti ve Lynn’in küçük ağzına kendininkini yapıştırdı; içine çekerek ve aç bir şekilde yiyerek … Hans kollarını uzatarak, onu kendisine çekti. Acıtır şekilde ellerini kadının kollarına batırdı, ağzı derin, vahşi bir öpücükle onunkini şiddetlice içine çekti. Lynn direndi, ama ne var ki Hans sarılıp, onu daha yakınına getirerek, fırıl fırıl dönen ıslak dilini kadının ağzına daldırdı. Aynı anda bornozun üzerinden bedeninde gezdirdiği ellerini yumuşak, dolgun kalçalarına gömdü ve kadının ürkmüş bedenini, sertleşen kendi cinsel organlarına doğru kuvvetlice çekti. Hans, çaresiz genç kadının kadife, ıslak ağzının tüm tepe ve boşluklarını tattı. Kadına sıkıca ve kuvvetlice sarıldı, tüm kaslar gerginleşmiş, elleri ve kolları onu bir mahkum gibi kelepçelemişti. Memeleri hoşça güçlü göğsüne bastırdı. Gönülsüz, korkudan sinmiş amcığını kendine sertçe yaslayana kadar bir baldırını Lynn’in bacaklarının arasında dolandırdı. Lynn, umutsuzca bir hareketle başını kurtarmaya çalıştı ancak Hans bir eliyle başını yakalayarak, ağzını yeniden daha derin ve daha sert bir şekilde kendininkine çekti. Kendi bedeni, onu bu kadar kolayca tutan bu dev vahşininkiyle kıyaslanamayacak kadar küçüktü. Onun için fazla güçlüydü ve ondan kurtulması imkansızdı. İçgüdüsü ona bayılmış numarası yapmasını söyledi. Belki onu kandırabilir, onu incittiğini düşündürebilir, belki sonra bu vahşi saldırıyı durdurabilirdi. Ancak bunun faydasız olduğunu anladı. Hans onu öldürebilir, hatta çılgın şehvetinden dolayı bunun farkında bile olmazdı. Şimdi bedeninde dolaşan elleri, yumuşak, yuvarlak kalçalarının üzerinde ilerledi ve ardından küçük, yumuşak memelerini avuçladı. Aniden bir elini sırtına uzatarak, sütyenin kopçasını koparırcasına çözdü. Elini ince sütyeninin altında dolaştırdı ve meme başını okşayarak aniden sertleştirdi. Bu beklenmeyen hareketin sıcaklığı damarlarından ve kan akışından usulca süzüldü. Farkında olmadan, ağzının içini sondajlayan dili isteklice emdi ve kasıklarında, memelerinde ve göbeğinde gezinen zevk dalgalarının tüm bedenine yayıldığını hissetti. “Oh, evet, bebeğim, sen de istiyorsun … İstemezmiş gibi yapıyor, ama istiyorsun.” Hans’ın ağzı onunkini bıraktı ve aşağıya boynuna ve yanaklarının altına ilerledi. Ellerinin bornozunu soyduğunu, el yordamıyla kollarından çıkarmaya çalıştığını farketti. Şimdi, beyninde şimşek çaktı, şimdi tam sırasıydı. Tüm gücünü toplayarak kendini kurtarmaya çalıştı. Bir anlığına serbest kaldı ancak Hans ileri doğru atıldı, onu bileğinden yakalayarak ve oyuncak bir bebek gibi döndürerek sırtını ranzaya yasladı. “Şimdi, zavallı, yaşlı Hansie’yi burada yalnız bırakmazsın, değil mi?” O zaman yalnız kalıp ne yapsın kendi kendiyle mi oynasın. Seninle oynasa daha hoş olmaz mı, bebeğim, olmaz mı?” “Aman Tanrım” dedi Lynn. İri yarı kaptanın pantolonun üst düğmelerini çözmesini, üstünden yere bırakmasını ve çıplak kasıklarının tüm gücünü ortaya çıkartmasını izlerken sızlandı. Hans önünde ahlaksızca dikilirken, bedeninden mızrak gibi çıkan kalın sert siki beklentiyle güm güm atıyordu. Müstehcen bir sırıtışla, elini aşağıya doğru indirip morumsu, soğan biçimli başın üstündeki, kalın, sünnetsiz deriyi ileri geri sıvazlamaya başladı. “Budur, değil mi bebeğim?” Onu maruz bıraktığı düpedüz utanç dolu işkencenin tadını çıkarırken, Hans sırıttı.”Peki, bunu, o küçük, taze amcığının içine kaydırana kadar bekle sadece, ona gerçekten minnettar olacaksın.” “Kes artık! KES ŞUNU!” diye bağırdı kadın. Ancak o aldırmadı… Sert ranzaya yapışmışcasına yatan kadına sırıtmayı sürdürdü. Lynn, Hans’ın eliyle sert, etli sapı sıvazlamasından hipnotize olmuş, izliyordu. İnanılmaz kalınlığı, bilinçaltını allak bullak etmişti. Bu beni öldürür Tanrım diye düşündü. Şehvetten çıldırmış denizci ona doğru ilerledi.”Bana yaklaşma. Yaklaşma … Lütfen?” “Üstündeki şu bornozu çıkarsana, bebeğim, yoksa ben mi çıkarayım?” Lynn, yarı şok vaziyette donmuş gibi, tamamen hareketsiz kaldı. Hans’ın kaba elleri, bikini altını yavaşça, çok yavaşça kalçalarından, baldırlarından çıkarırken, elleri bacaklarının içlerinde yumuşakça gezindi. Lynn sırtına doğru çıkan bir ürperti hissetti ve bilmeden zevkden inledi. “İşte böyle bebeğim. Yaşlı Hansie, seni hayatının en büyük sikişine hazırlıyor, sakince dur şimdi!” Lynn, tüm vücudunda heveslice dolaşan, tenini ateş gibi karıncalandıran, meme uçlarını sertleştiren ve amcığının gizli mağarasını nemlendiren ellerinin az çok farkındaydı. “Tanrım, seyredilecek nefis bir manzarasın!” diyerek Hans yutkundu ve onu yukarıya, şehvetten heyecanlanmış kendi çıplaklığına doğru çekti, küçük memelerini sertçe göğsüne dayayarak dümdüz etti, elleri kıçının yuvarlak dolunayını avuçladı ve sikinin sert, kasılan gövdesi karnının yumuşak etini oyuncaya dek onu yakınına çekti. “Oh bebeğim, iyi bir parça olacaksın … evet olacaksın … Oh bebeğim, o senin pembe minik amcığını ölümüne sikeceğim … Seni sırt üstü yatırıp, şu güzel bacakları başının üstüne kaldıracak ve bu yarağı, sen tadını alana kadar şu yumuşak beyaz karnının dibine kadar tıkayacağım.” “Oh Tanrım …” Yüzü Hans’ın omuzlarına dayalı, neredeyse anlaşılmaz bir şekilde inledi. Müstehcen sözlerin aniden uyandırdığı erotik heyecanı idrak edemiyordu. “Oh, lütfen Tanrım, Hayır.” … Hans, güçlü bedenini kaldırıp, üzerinde hareket ederken, çaresiz genç kadın ranzanın hafifçe bel verdiğini hissetti. Çabucak bacaklarını kapatmaya çalıştı ancak Hans’ın dizi ondan önce oradaydı. Hayır, bu bana olamaz! “Tatlım, sadece şu güzel bacaklarını açsan ve Hansie’nin eve gelmesine izin versen ne olur” Onun burada mükemmel, büyük bir siki var, kendini küçük bir yuvaya sıkıştırmak için ölüyor.” “Hayır Hans … lütfen Tanrım … Yapma … Lütfen!” “Kahretsin, aç şunları!” Hans homurdandı ve Lynn gönülsüzce bacaklarını açtı; amının parlak ağzını onun merhametine bırakarak .. Kaptan diğer bacağını kaldırdı ve gönülsüzce yayılmış am dudaklarının üzerine amirane bir şekilde kendini yerleştirdi. Baş parmaklarını amının parlak pembe kıvrımlarına dayayarak, yumuşak, yuvarlak baldırlara avuç içlerini düz bir şekilde yerleştirdi. Ortaya çıkmış ıslak, mercan pembesi eti görmek için yavaş bir şekilde, uysalca titreşen dudakları kenara çekti. Parmağını biraz, belli belirsiz, klitorisin ufak kabartısında gezdirdi. “Oh, çok güzel. Dayanılmaz kadar güzel.” dedi Lynn, kendinden geçmiş bir halde inleyerek. Dev denizci güçlü cüssesini aşağıya onun üstüne indirdi. İri bedeni Lynn’in küçük bedenini kaplamıştı. Lynn bu ahlaksız saldırı karşısında sızlandı. Hans, güçlü ve kıvrılmış bedeninin ağırlığıyla onu hapsederek sıkıca tuttu. Eli sızlayan sikini ararken ve kabarmış başı, hafifçe amcığının ıslak, zarif dudaklarına değdirip, yumuşak apış kıllarını aralamak için aşağı ve yukarı doğru sürterken, Lynn kafasını vahşi bir şekilde ileri, geri sallamaya başladı. İşte o anda Hans bir sevinç çığlığıyla, sikini, gönülsüz amcığının sıkı, ürkek ağzına doğru sertçe ittirdi. Bir an için, Lynn o sığmaz, karnını yarar diye düşündü ve o zaman Hans’ın içinde olduğunu anladı. Soğan başlı dev yarağı, Lynn’i nefes almak için yutkunmak zorunda bırakan bir aceleyle, içine, dibine kadar kaydı. “Ahhhhhhhhhhhhhhhhhh!” Çaresiz genç kadın, rahatlamak için nafile bir çabayla çılgınca debelendi. Ancak bu hareket, sadece erkekliğinin büyüyen gövdesinin, ihanet eden verimli amcığının çok daha derinlerine gömülmesine yaradı. Kaya gibi sert sik, Lynn’e baldırlarının sürekli basınçtan ikiye ayrılacağını düşündürene kadar ıslak duvarları genişleterek, isteksiz karnını vahşice sondajladı. Sonra pelvisini onunkine yankılanır şekilde tokat gibi şaklattı. Spermle davul gibi şişmiş taşaklarının, sıkıca kilitlenmiş kıçının yukarı kalkmış yanaklarının arasında şiddetle sallandığını hissetti. “Tanrım… Lütfen… Durdur şunu!” Lynn, acı içinde çığlık attı. Ancak seksden çıldırmış kaptan durmadı. Rahminin derinlerindeki ani işgale kendini alıştırması için ona bir saniye bile vermeden, birdenbire vahşi bir boğa gibi onu sikmeye başladı. Lynn, üstünde şehvetten çarpılmış yüzü, ağzı açık çaresizce seyretti. Hans merhametsizce içine dışına çekiç gibi çakarken, o maskenin ardında yatan şeyin ne olduğunu bulmaya çalışıyordu. Sonra, birden, acımasız vuruşların neden olduğu yakıcı ağrılara odaklanmış zihni, harap olmuş vajinasınının derinlerinde yavaş yavaş oluşan karıncalanma hissinde yoğunlaştı. Lynn, daha iyi bir kaldıraç olacak şekilde dizlerini yukarı çekerek, sikten gerginleşmiş amcığını onu bir fırça gibi gıdıklayan Hans’ın kalın, kıllı apış arasına iyice yasladı. Lynn, kalçalarını yukarı ittirirken, Hans, kandan-şişmiş uzun sapı, bir tek kabarmış başı içinde kalacak şekilde rahminden çekti. Tümüyle çıkarır korkusuyla şişlenmiş kasıklarını yukarı, Hans’a doğru kaldırdı ancak o da karşılık olarak yeniden ileriye, damlayan ıslak amının derinlerine doğru ittirdi. Diplerine doğru kayan kauçukumsu et başının, hararetli amının duvarlarını ayırdığını hissederken, doyumsuz aç gözlü vajinası, koca deve doğru sıkıca kenetlendi; duvarları kaplayan sinirler, zonklayan formunun her parçasını beynine iletiyordu. Lynn, acıdan ziyade zevk hissederek, her uzun iç-darbede artık havada asılı duruyordu. Artık hemen almaya hazır amına Hans pelvisini bastırırken, taşaklarının ikiz torbalarının, gönüllüce açılıp, ortaya çıkmış kıçına hafifçe şaplattığını hissetti. Bu his mükemmeldi ve Lynn bir sonraki dalış çok daha derinlere gitsin diye, bacaklarını sonuna kadar olabildiğince açtı. Hans şehvetten delirmiş sikini çıkarmak için kalçalarını geriye çekti. Doyumsuz amına daha hızlı bir devinimle çarparken, taşakları büzülmüş ufak götünü sertçe tokatladı. “AAAAAAAHHHHHHHH!” Omurgası boyunca aşağı-yukarı birbirlerini kovalayan, her biri dikkat çekmek için rekabet eden fantastik hislerden dolayı çığlık attı. İçinde, derinlerinde spermin oluşturduğu baskıyla denizcinin kaynayan ağır taşakları, çıplak kıçına yaslanmış aşağıda sallanırken, Lynn, onlardaki zonk zonk atan yaşamı hissedebiliyordu. Uzun, kalın yarağındaki enerjik devinim, Lynn’in tutku uyanmış bedeninin her tarafına gittikçe artan dalgalar gönderiyordu. Lynn onunla bir ritm tutturdu; iç vuruşlarda kalçalarını kaldırarak yukarı doğru ittiriyor, o çekilirken kalçalarını geri çekiyordu. Hans’ın şehvetten kalkmış yarağı daha da büyüyormuş gibi görünürken ve sikişi daha, daha da hızlanırken, rahminde yanan ateş çoğaldı. Amından ıslanmış sik, onu sıkıca kavramış vajinasının içine ve dışına daha, çok daha kolaylıkla kaydı. Amının duvarları, zonklayan sikin her noktasını sarıp, sıkarken, Lynn çok daha yüksek doruklara çıkıyordu. Lynn, tüm bedeninin, aç gözlü amcığının bir parçası haline gelmiş olduğunu hissetti. Çıplak bedenine delicesine vuran bu etli dev gövde tarafından tümüyle tüketilmenin, o kadar mükemmel bir zevk yaratabileceğini önceden hiç hayal etmemişti. Bacaklarını mümkün olabildiğince yukarı kaldırarak, ateşli, sıcak rahminde muazzam bir güçle kavradığı harika siki içine çekmek ve emmek için baldırlarında heyecanla titreyen kasları germeye ve gevşetmeye başladı. Lynn’e sanki bedeni tüm dirençten kurtulup zevke yöneliyormuş gibi geldi ve arzuladığı, ancak tanımlayamadığı yeni heyecanların kasıklarından sel gibi aktığını hissetti. Çok geçmeden, kaptanın usta ellerinin kıçında gezindiğini farketti ve ışıltılı ham bir zevk dalgası omurgasında yayıldı. Hans, ortaya çıkmış anüsüne parmağını dokundurduğunda ve aniden onu içine, sıkı direncine ittirdiğinde hissettiği ufak acı, tüm teslimiyetiyle kıyaslandığında hiç birşeydi ve zonklayan devasa sik ardarda darbelerle kasıklarını parçalara ayırsın diye, vahşice debelenmeye başladı. İri sik başının rahminde daha da kabardığını hissederken, karnı kontrolsüz bir şekilde sarsıldı. Hans’ın sıcak sıvıyı her an püskürtmeye hazır olduğunu biliyordu ancak şu an dikkatini, kendi titreyen karnında artan spazmlara odaklamıştı. Sonra, aniden dev kolon, yanan amcığının içine, diplerine gömüldü ve başı onu patlayan bir balon gibi doldurdu. Patlayarak emici, sıcak rahmini dağlayan, parçalarcasına kükreyen dev dalgalar gibi, uzun kalın penisinde ilerleyen sıvının ilk ani sıcaklığını hissettiğinde, karnı büyük spazmlarla sarsılmaya başladı. “OOOOOOoooohhhh! AAAhhhhhhhhhhh!” Püsküren koca alet, kendi orgazmından gelen sıcak, yapışkan meniyle amını doldurmaya başladığı an, Lynn de kendi orgazmından çığlık attı. Dev, kabarmış baştan delice fışkıran her damlayı hissedebiliyordu ve bu o kadar harika bir histi ki tüm rahmi bu zevke karşılık vererek patladı. Şehvete aç amcığı, içinde çılgınca sarsılan sike olabildiğince sıkı bir şekilde kenetlendi ve delice bir kasılmayla kendi menisini keyiflice püskürttü. “AAAAAAaaaaaaaaahhhhh!” Bedenini kaplayan patlayıcı dağlayıcı arzuyla, muhteşem zevkin doruklarına tırmanırken, çığlığı başının içinde yankılandı. Çoşkulu bir şekilde kıvranan bedeninin üstünde gerilmiş olan adamın sırtına tırnaklarını batırdı ve onu, aşağıya, inip kalkan memelerine doğru sertçe çekti. Onun sıcak teniyle zaptedilmek istiyordu. Fışkıran sıcak sıvının hepsini alabilmek için sonuna kadar açılmış kalçalarını kaldırarak yukarı ittirdi ve kendi beyaz yapışkan menisi kasılan kıllı tepeden sel gibi akarak, aşağıya, yukarı kalkık, beyaz kıçının çatlağına (yarığına) doğru yavaşça ilerledi. Bedeninin tüm sıvıyı tamamıyla boşaltması sonsuza kadar sürecekmiş gibi geldi. Zaman zaman titreyen iki beden yavaşça dinginleşti ve Vera’nın güvertesini esrarengiz bir sessizlik kapladı. “Tanrım” dedi Hans. İlk kendine gelen. “Tanrım” Lynn yumuşakça inledi. Hans ona minnettar bir şekilde baktı. “Bebeğim” dedi, “Bugüne kadar sikiştiğim en olağanüstü kadınsın” Hafifçe gülümserken Lynn’in gözleri hala kapalıydı. “Hiç..,” söylemeye çalıştı. “Ben de hiç…” Sesi yavaşça kayboldu. “Evet, bebeğim, ben de aynısını hissediyorum.” Aniden Lynn’in yüzü bulutlarla kaplandı. Sersemce tutkularından sonra, bilinci tekrar yerine gelmişti ve ilk önce kim olduğunu, sonra nerede olduğunu ve en sonunda da uygunsuzca birbirine karışmış menilerinin okyanuslarıyla çevrilmiş durumda, amının içinde sönmüş sikiyle kımıldamadan duran adamın kim olduğunu hatırladı. Lynn gözlerini açamıyordu. Kendisine bu müthiş zevki veren adamın kocası olmadığını görmeye ve ona bakmaya tahammülü yoktu. “Git….lütfen..” Lynn mırıldandı. “Ne oldu?” Hans mırıldandı. “Lütfen…git…uzaklaş…” Hans, tümüyle (sahip olduğu) boyun eğdirdiği ancak ona büyük zevk veren küçük kadına baktı. “Tamam, bebeğim, şimdilik seni yalnız bırakıyorum ama tekrar görüşeceğiz.” “Hayır…” Lynn sızlandı, ” Ben….asla… Asla bir daha…” “Emin ol ki göreceksin, bebeğim. Geriye dönüş yok artık. Tümüyle yepyeni bir dünyaya adım attın ve sana bişey diyeyim mi? Daha hiç birşey görmedin. “Lütfen….” “Gidiyorum, tamam. Şu kahrolası pantolonumu giyeyim.” Hans kalktı, pantolonunun düğmelerini ilikledi ve tişörtünü gelişigüzel bir şekilde üstüne geçirdi.”Senin gibileri tanırım, bebeğim. Çok iyi bilirim. Uyandın artık bir kere ve bir daha uyku yok. Yine görüşeceğiz.” “Oh hayır… hayır….” “Oh evet, evet.” Hans kapıyı açtı ve ranzasında büzülmüş, arkasında hıçkıran figüre dönüp bakmadan kamaradan dışarıya doğru yürüdü. SON

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir